Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
Yazı Karakteri Boyutu:
   
Gogol: Palto
03 Kasım 2008 Pazartesi 08:19
Gogol'ün Rus edebiyatının en temel taşlarından biri olduğu tartışmasızdır.
Palto
 
Akiyeviç, Petersburg'daki bir bankada dokuzuncu derecede bir memur olarak çalışmaktadır. Görünüş itibarıyla dikkat çekici değildir; kısa boylu, çopur yüzlü, dazlak kafalıdır.
 
Müdürler, genel müdürler değiştiği halde o hep yerindedir; adeta arkadaki masada unutulmuştur. Yıllardır yaptığı tek iş, yazıları temize çekmektir ve bu işte çok çalışkandır. Mesai saatlerinde bitiremediği evrakları eve götürür, yemeğini yer yemez hokkasını çıkarıp yazmaya başlar. Akşamlarını evde çalışarak geçirdiğinden resmî toplantılara pek katılmaz.
 
Akiyeviç gibi kendi halindeki çalışkan ve yaşlı memurlar genellikle genç ve aylak memurların alay konusu olurlar. Günün birinde bankaya vicdanlı bir genel müdür tayin edilir. Akiyeviç'in çalışkanlığı müdürün dikkatini çeker ve ona, yaşına uygun daha kolay bir iş verir. Gece gündüz çalışmaya alışmış olan kahramanımız bu işten kısa zamanda sıkılır. Genel müdüre giderek; "Beni eski işime verin; burası bana göre değildir" der. Genel müdür kabul eder.
 
Akiyeviç'in pespaye bir hali vardır. Resmî yeşil elbisesi kızılımsı bir hal almıştır. Giyim kuşamına nasıl dikkat edecektir ki? Yılda dokuz yüz ruble maaş almakta, bu paranın ona yetmesi için hayatındaki en küçük ayrıntıların bile hesabını yapmaktadır. Bu konuda Gogol şöyle der: "Petersburg'da yaşamak zorunda olup da yılda dört yüz ruble aylık alan memurların yaman bir düşmanı vardır. Bu düşman 'sağlam hava' dedikleri, kuzeyin şu soluk kesici ayazından başkası değildir."
 
Yine böyle havanın soğuk olduğu bir günde Akiyeviç, omuz başlarının sızladığını fark eder. Paltosunu çıkarıp bakar; omuz başları iyice incelmiş, astarı eriyerek tülbende dönmüştür. Genç memurlar yıllardır onu türlü felaketlerden koruyan bu aziz varlığa "Akiyeviç'in sabahlığı" adını takmışlardır. Akiyeviç, paltoyu terzi Petroviç'e tamir ettirmeye karar verir. Keyfi yerinde olduğunda gözleri şaşılaşan Petroviç'in elinden iyi iş gelmektedir. Petroviç'in dükkânına giderken iki rubleyi gözden çıkarmıştır. Fakat görüşmeleri, Petroviç'in canının sıkkın olduğu bir zamana denk gelir. Konuyu açmadan çıkıp gitmeyi düşünürse de Petroviç'in sağlam gözüyle kendisine baktığını fark edip vazgeçer. Petroviç, bakışlarını ona dikmiş, ne istediğini sormaktadır. Paltosunu tamir ettirmek istediğini söylemek mecburiyetinde kalır. Petroviç, paltoyu eline alır, evirip çevirip sağına soluna baktıktan sonra "Olmaz" der. "Niçin olmasın?" diye karşı çıkar Akiyeviç, "Omuzcuğu biraz eskimiş, sende bir yığın parça vardır. Onlardan şey..." Petroviç, sözünü keser: "Parça buluruz ama iş bununla bitmiyor ki. Yamayı neresine vuracağız? Her yeri dökülüyor. İğneyi batırır batırmaz dağılır, gider." Uzun tartışmalardan sonra Akiyeviç, yeni bir palto yaptırmaya razı olur fakat fiyat olarak seksen rubleyi duyunca feleği şaşar. Çaresizdir; yaşamak istiyorsa parayı ödeyip yeni bir palto sahibi olmak zorundadır.
 
Giderlerini nasıl azaltabileceğini düşünmeye başlar. Akşam çaylarını içmeyecek, evde mum yakmayacaktır. Eve getirdiği işleri ev sahibi kocakarının odasında temize çekecektir. Daireye gidip gelirken kunduralarının eskimemesi için daha itinalı davranacaktır. Daha bir yığın tasarruf tedbiri düşünür.
 
Petroviç, paltoyu hazırlar. Akiyeviç, paltoyu giyince bambaşka bir insan olur. Dairedeki genç memurlar bir araya gelerek onun paltosunu kutlarlar. Bu güzel gelişmenin hatırına kendilerine ziyafet verilmesini talep ederler. Bir memur imdadına yetişip eğlenceyi onun adına tertip etmeyi teklif eder. Masrafları da kendisi karşılayacaktır. Akiyeviç, bu davete katılamayacağını söylerse de ısrarlar karşısında utanıp kabul eder.
 
Davet bitip de Akiyeviç eve dönmek üzere yola çıktığında hava karanlık, sokaklar ıssızdır. Bir anda burnunun dibinde bitiveren bir adam "Aaa! Bu palto benim" diyerek Akiyeviç'in üzerine çullanıverir. Bağırmaması için yumruğunu ağzına dayar, paltoyu alıp kendi sırtına geçirirken Akiyeviç'in sırtına güçlü bir tekme indirir. Akiyeviç, yüzükoyun karların içerisine düşer. Düştüğü yerden zorla kalkıp bekçinin yanına gider fakat şikâyetinden bir netice alamaz. O kadar müteessir olmuştur ki ertesi gün memuriyet hayatında ilk defa işe gitmez. Bir sonraki gün ise mecburen eski paltosunu giyerek düşer yola. Durumu öğrenen arkadaşlarının alay konusu olur. Bu, onunla son kez dalga geçişleri olacaktır. Petersburg'un soğuğu onu bir kez daha yoklar; anjine yakalanıp ölür. Akiyeviç'in ölmesiyle hikâye bitmez. Halk arasında, Kalinkin Köprüsü civarında memur kılığında bir hortlağın dolaştığına, çaldırdığı paltosunu aradığına dair söylentiler yayılır.
 
Görüldüğü üzere Akiyeviç, kendi dünyasında yaşayan küçük bir memurdur. Oysa Gogol onu o kadar güzel tasvir ve hikâye etmiştir ki Akiyeviç, bir ideal tipe dönüşmüştür; hemen hemen her dairede bir benzerine rastlayabileceğimiz bir tipe. Gogol'ün Rus edebiyatının en temel taşlarından biri olduğu tartışmasızdır. Öyle olmasaydı; dilimize otuz altı sayfa olarak çevrilmiş bu eseri anlatmak için Dostoyevski "Hepimiz Gogol'ün paltosundan çıktık." der miydi?
 
Mehmet NİYAZİ
 
Kaynak: Zaman
Bu haber toplam 155 defa okunmuştur
Diğer Başlıklar

Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008 | sanatakademi.net, Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Kopyalanması ve Yayınlanması Yasaktır